İçeriğe geç
Home » Revenged Love 3. Bölüm: Klinikteki doktor

Revenged Love 3. Bölüm: Klinikteki doktor

Wu Qiqiong gözlerini açtığında kendini bir klinikte yatarken buldu. Yanında bir doktor duruyordu; cımbız ve makası dezenfekte etmekle meşguldü. Yataktaki kıpırtıyı fark edince başını çevirip baktı ve hafifçe gülümsedi, iki sıra inci gibi beyaz dişleri ortaya çıktı.

“Uyandın mı?”

Wu Qiqiong doktorun oldukça yakışıklı olduğunu fark etmişti.

“Beni buraya kim getirdi?”

“Kız arkadaşın iki adam bulup seni buraya taşıttı. Üstelik en ucuz ilaçları, hatta sigorta tarafından karşılananları kullanmamı tembihledi,” dedi Jiang Xiaoshuai, odadaki tıbbi malzemeleri düzenlerken.

Wu Qiqiong içtenlikle gülümsedi, “Hala beni en iyi anlayan kişi o.”

Jiang Xiaoshuai bir süre duraksadı. Ardından hafif bir gülümsemeyle Wu Qiqiong’un yanına yürüdü ve ona bir bardak su uzattı, “Önce şu ilacı iç.”

İlacı içtikten sonra Wu Qiqiong hemen, “Kız arkadaşım nerede?” diye sordu.

“Çoktan gitti,” dedi Jiang Xiaoshuai, “Ben senin yaralarını tedavi ederken çıktı, en az üç dört saat olmuştur. Söylesene… kafandaki bu yara nasıl oldu?”

“Kaldırım taşıyla,” dedi Wu Qiqiong, sanki bununla oldukça gurur duyuyor gibiydi.

“Biriyle kavga mı ettin?”

“Hayır. Kız arkadaşım benden ayrılmak istedi, ben de ona bir ders verdim.”

Jiang Xiaoshuai hayatında ilk kez birine ders vermek için kendi kafasına kaldırım taşıyla vuran birini görüyordu.

“Değdi mi peki?” diye sordu alaycı bir tavırla.

Wu Qiqiong cevap vermedi. Bunun yerine telefonunu aldı ve Yue Yue’yi aradı.

“Hâlâ ayrılmak istiyor musun?”

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu: “Önce iyileş. Bunları sen iyileştikten sonra konuşuruz.”

Wu Qiqiong telefonu kapattığı an kocaman bir gülümseme yayılıverdi yüzüne. Telefonunu kaldırıp Jiang Xiaoshuai’ye doğru salladı.

“Şimdilik ayrılmayacağımızı söyledi, elbette değdi!”

Jiang Xiaoshuai gözlerindeki küçümseme duygusunu bastırdı ve yüzüne dostane bir gülümseme yerleştirdi.

“Doktor, iyileşmem ne kadar sürer?”

“En az iki ay.”

“İki ay mı?” diyerek acıyla haykırdı Wu Qiqiong, “Bana ne kadara patlayacak bu tedavi…”

Hava kararmaya başlamıştı. Wu Qiqiong ve Jiang Xiaoshuai klinikte kalan tek kişilerdi. Wu Qiqiong’un bir kolunda serum takılı olduğundan diğer eliyle telefonundaki Zuma isimli oyunu oynuyordu. Jiang Xiaoshuai yanında durmuş, onun renkli topları gelişigüzel fırlatarak oyunu nasıl kaybettiğini izliyordu. Her kaybedişinde inatla yeniden başlıyordu.

“Söylesene…” dedi Jiang Xiaoshuai ve hafifçe öksürdü, “Kafan bu haldeyken neden hala oyun oynuyorsun?”

“Çok sıkıldım. Telefonumda da sadece bu oyun var ve bir kez bile bu bölümü geçemedim.”

Jiang Xiaoshuai’nin yüzünde alaycı bir ifade belirdi, “Bu şekilde rastgele atarsan, tabii ki geçemezsin.”

“Rastgele atmıyorum ki! Kurallara göre oynuyorum hep.”

Jiang Xiaoshuai bir süre daha yanında durup oyunu izledi. Sonra birden bir şey fark etti ve dayanamayarak, “Sen… renk körü falan olabilir misin?” diye sordu.

“Hayır, renkleri ayırt edebiliyorum.”

Jiang Xiaoshuai hâlâ bir gariplik olduğunu düşünüyordu. Wu Qiqiong’dan oyunu duraklatmasını istedi ve ardından ekrandaki kırmızı topu işaret ederek, “Bu ne renk?” diye sordu.

Wu Qiqiong ciddi bir tonla cevapladı, “Sarı.”

Akabinde Jiang Xiaoshuai yeşil bir topu işaret etti, “Bu?”

“O da sarı.”

Mor bir topu işaret etti, “Peki ya bu?”

Wu Qiqiong kendinden emin bir şekilde, “Mavi,” dedi.

Jiang Xiaoshuai kendini gülmemek için zor tutarken Wu Qiqiong’un omzuna dokundu.

“Dostum, sen tam anlamıyla renk körüsün. Boşuna uğraşma, bu kafayla sabaha kadar oynasan da o bölümü geçemezsin.”

Wu Qiqiong hala telefonu elinde tutuyordu. Jiang Xiaoshuai’nin sözlerine aldırış etmedi ve, “Sorun değil. Göz egzersizi yapıyor sayıyorum kendimi,” dedi.

Jiang Xiaoshuai, Wu Qiqiong’un bu hâlini epey eğlenceli bulmuştu. Bu yüzden onunla sohbet etmeye devam etmekten kendini alamadı.

“Peki,” dedi, “Kız arkadaşın seninle neden ayrıldı?”

Wu Qiqiong kaşlarını çattı, “Şiman olduğum için benden utandı.”

Sonra cüzdanını alıp Jiang Xiaoshuai’ye fırlattı. İçinde onun ve Yue Yue’nin üniversite birinci sınıftaki bir fotoğrafı vardı. O zamanlar Wu Qiqiong, şu an olduğundan yaklaşık yirmi beş kilo daha zayıftı.

Jiang Xiaoshuai fotoğrafı gördükten sonra Wu Qiqiong’a biraz acımaya başladı.

“Şu anki durumun hiç iç açıcı değil. Fotoğraftaki adam senden daha zayıf ve fit. Bence bu ikisi birbirlerine daha çok yakışıyor. Dostum, bence durumu kabullenmelisin.”

Wu Qiqiong bu sözler karşısında oldukça rahatsız olmuştu, “Ağzından çıkanlara dikkat et!”

Jiang Xiaoshuai ciddi bir tavırla, “Gerçeği söylüyorum,” dedi.

“Ne gerçeğinden bahsediyorsun sen? O fotoğraftaki kişi benim! Benim!” dedi Wu Qiqiong, bir kendini bir de fotoğrafı işaret ediyordu.

Jiang Xiaoshuai şaşkınlıkla Wu Qiqiong’un elindeki fotoğrafı kaptı ve dikkatlice inceledi.Sonra gözlerini Wu Qiqiong’un şimdiki hâline çevirdi ve tekrar fotoğrafa baktı. Sahiden de benziyorlardı. Şişman insanlarda da büyük potansiyeller olabilirdi demek. Jiang Xiaoshuai, Wu Qiqiong’un kız arkadaşının ondan ayrılmak istemesinin nedenini hemen anlamıştı. Kim böyle büyük bir çöküşü kabullenebilirdi ki?

“Dostum, bence bir an önce kilo vermelisin. Fotoğraftaki haline bak: Kalın kaşlar, iri gözler… zekâ fışkırıyor yüzünden. Şimdiki haline bak bir de; gözlerin tyine iri ama aptal aptal bakıyorsun.”

Wu Qiqiong gözlerini kocaman açtı, “Cidden mi?”

“Sana yalan borcum mu var?” dedi Jiang Xiaoshuai ve Wu Qiqiong’un kolundaki iğneyi dikkatlice çıkardı , “Zaten iyileşene kadar dikkatli beslenmen gerekecek. Bari bu sürede diyet yap da zayıfla biraz.”

İki ay göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti. Wu Qiqiong’un yarası tamamen iyileşmişti ve alnında hiç iz kalmamıştı. Üstelik Jiang Xiaoshuai’nin tavsiyesine uyarak bu süreçte tamamen sebze ağırlıklı beslenmiş, yirmi kilodan fazla vermişti. Artık ilk geldiği hâline göre çok daha düzgün görünüyordu. Wu Qiqiong bile yürürken kendini daha hafif hissediyordu. Bu yüzden bugün özellikle iki paket sigara alıp doktora teşekkür etmeye gelmişti.

“İki aydır sürekli ilaçlarımı buradan alıyorum, o kadar alıştım ki ayrılmak gelmiyor içimden.”

Jiang Xiaoshuai içten bir kahkaha patlattı, “Bak sen şu laflara. Eğer gerçekten ayrılmak istemiyorsan, bir kere daha kafana kaldırım taşını indir, yine her gün görüşürüz.”

“Hahahaha……”

Şen kahkahalar eşliğinde Wu Qiqiong, Jiang Xiaoshuai’ye el sallayarak veda etti ve kapıdan çıktı.

 


ÇN: Dizinin bitmesini beklediğim için sıfır spoilerla kitabı okuyorum ayyy neler olacak çok heyecanlandım

 

4.5 6 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

You cannot copy content of this page

0
Would love your thoughts, please comment.x