İçeriğe geç
Home » Revenged Love 5. Bölüm: İçsel düşünceler

Revenged Love 5. Bölüm: İçsel düşünceler

Jiang Xiaoshuai tam az önceki hastayı uğurlayıp kapıdan içeri dönmüştü ki, birkaç adım ötesinde yaklaşmakta olan iki tanıdık silueti fark etti. Yüzündeki kaslar istemsizce seğirdi. Hass*ktir! Daha gideli üç saat bile olmamıştı, yine mi?

Bu kez Yue Yue’nin sabrı tükenmiş durumdaydı. Wu Qiqiong’u, Jiang Xiaoshuai’nin üstüne doğru itip arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı.

Jiang Xiaoshuai, Wu Qiqiong’u odaya taşıdı. O esnada Wu Qiqiong sızlanıp duruyordu; oldukça acınası bir manzaraydı.

“Dostum ben sadece şaka yapmıştım. Madem beni bu kadar özledin, kafana vurmana hiç gerek yoktu değil mi?”

Wu Qiqiong yüzünü buruşturdu, “Benden ayrılmak istedi.”

Yarayı temizledikten sonra, Jiang Xiaoshuai anestezi yapıp dikiş atmaya başladı. Ardından Wu Qiqiong’un gerginliğini hafifletmek için dikkati dağıtsın diye söze girdi.

“Bu sefer ne oldu?”

Wu Qiqiong güçlükle yanıtladı, “Cimriliğimden yakınıyor.”

Jiang Xiaoshuai dayanamayarak bir kahkaha patlattı.

“Bana bakınca gerçekten cimri biri gibi mi görünüyorum?” diye sordu Wu Qiqiong, bu duruma epey içerlemişti, “İşe başlayalı sadece iki yıl oldu, maaşım düşük ama o ne isterse hiç itiraz etmeden aldım. iPhone istedi, üç ay boyunca kıt kanaat geçindim, dişimi sıka sıka beş bin yuan biriktirdim ve gidip ona telefon aldım. Bir makyaj setini beğendi ama fiyatı bin yuan civarındaydı. Halbuki kendime telefon almayı düşünüyordum ama onun yerine gidip ona o makyaj setini aldım. Şu an kullandığım telefon beş senelik. Dört kez tuvalete düşmüş olmasına rağmen hala değiştiremedim.”

“O halde, kız arkadaşının senden ayrılması çok yerinde bir karar olmuş,” dedi Jiang Xiaoshuai.

Wu Qiqiong’un gözleri dehşetle kocaman açıldı, “Nedenmiş o?”

Jiang Xiaoshuai gayet sakin bir şekilde, “Kendini heba etmene engel olmuş işte,” dedi.

Gelgelelim Wu Qiqiong hala öfkeden yerinde duramıyordu. Kafasını hafifçe hareket ettirdiği an başındaki yara sızladı.

“Tamam, kıpırdamadan dur artık!”

Jiang Xiaoshuai, Wu Qiqiong’un başını dik bir pozisyona getirdi ve ona dikkatlice baktı. Wu Qiqiong aslında oldukça yakışıklı görünüyordu. İlk geldiğinde fazla kiloları yüzünden yüz hatları anlaşılmıyordu lakin biraz kilo verince hatları belirginleşmişti ve ortalamanın biraz üstünde denebilecek bir görünüme kavuşmuştu. Her ne kadar o tanrıça gibi kıza denk olduğu söylenemese de, kendini bu hâle düşürerek çok yazık ediyordu.

“Doktor, bu sefer iyileşmem ne kadar sürer?” diye sordu Wu Qiqiong.

“Bu kez pek ağır bir yara değil, bir ayda toparlanırsın.”

O bir ay boyunca, Wu Qiqiong her gün pansuman için Jiang Xiaoshuai’nin kliniğine gelmişti. Gelip gittikçe samimiyetleri artmıştı ve Wu Qiqiong artık ona her şeyini anlatır olmuştu.

“Biz üç kardeşiz. Benden büyük iki ablam var. Büyük ablam kırkını geçti, oğlu liseye gidiyor. Küçük ablam güneye gelin gitti, bu sene tombik bir oğlu oldu. Babam on yılı aşkın süredir felçliydi ama iki yıl önce vefat etti. Ben en küçük çocuğum. Annemle babamın göz bebeği bendim. Evde ne alınsa önce bana alınırdı. Bu yüzden küçük ablamla hep kavga ederdim.”

“Ben küçükken çok usluydum, hep sınıf birincisiydim. Mahalledeki herkes beni överdi; ‘Şu evdeki küçük oğlan var ya, bütün mahallede ondan daha akıllı bir çocuk yoktur’ derlerdi. Küçüklüğümden beri hiç kötü bir şey yapmadım. Okulda hep düzenliydim, eve gelince de anneme yardım ederdim. Bir keresinde ulaşım kartımda para kalmamıştı. Otobüsten inip kartıma para yükledikten sonra otobüsü koşarak takip edip gidip kartımı bastım ve ardından yürüyerek eve geri döndüm.”

“Üniversitede tek bir dersi bile kaçırmadım. Her yıl burs aldım. Bir defasında kız arkadaşım dersten kaytarıp benimle alışverişe çıkmak istedi, ama kabul etmedim. İlk kez birlikte otel odasına gittiğimizde, ben bütün gece battaniyeye sarılıp televizyon izledim. O yanıma sokulsa da asla bir şey yapmadım. Sonra işe başladım, iş arkadaşlarım hep şirketin eşyalarını çalıp eve götürüyordu ama ben asla öyle şeylere bulaşmadım. Hakkım neyse onu aldım, hakkım olmayana ise asla elimi sürmedim.”

Wu Qiqiong’un uzun uzun anlattıklarını dinledikten sonra Jiang Xiaoshuai içten bir şekilde iç çekmeden edemedi, “Onca yıl… Gerçekten hiç kolay olmamış senin için.”

 


ÇN: İyiler hep üzülür kıymeti bilinmez zaten…

5 6 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

You cannot copy content of this page

0
Would love your thoughts, please comment.x